🧂Tuza Dikkat Haftası kapsamında Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcımız Uzm. Dr. Hacı Seyit Bölükbaşı yazılı açıklamada bulundu ⬇️
Tuz (sodyum klorür), insan vücudunda sıvı hacminin dengelenmesi, kan basıncının kontrol altında tutulması ve sinir hücreleri arasındaki sinyal iletiminin sağlanması gibi hayati fonksiyonlarda kritik bir rol oynar. Ayrıca, gıda sektöründe doğal bir koruyucu olarak nemi azaltma ve bakteri üremesini engelleme özelliğiyle tarih boyunca yaygın olarak kullanılmıştır. Ancak bu faydalarına rağmen, modern beslenme alışkanlıklarıyla birlikte aşırı tuz tüketimi ciddi bir kronik hastalık tetikleyicisine dönüşmüştür.
Günümüzde bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölümlerin yaklaşık %30’u kardiyovasküler (kalp-damar) sistem kaynaklıdır. Bu hastalıkların en temel ve önlenebilir risk faktörlerinden biri ise yüksek kan basıncı, yani hipertansiyondur. Dünya genelindeki toplam ölümlerin %13’ünden sorumlu tutulan yüksek tansiyonun birincil belirleyicisi, günlük beslenme yoluyla alınan sodyum miktarıdır. Bilimsel araştırmalar; günde 2 gramdan fazla sodyum (yaklaşık 5 gram tuz) alımının yüksek kan basıncı, kalp hastalıkları ve inme riskini doğrudan artırdığını ortaya koymaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verileri, sağlıklı bir yaşam için günlük tuz miktarının 5 gramı geçmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Avrupa genelinde kişi başı günlük tüketim 8-11 gram seviyelerinde seyretse de, bu miktarı önerilen düzeye çekmek kan basıncının düşürülmesi ve dolayısı ile inme, kalp damar hastalıkları ve böbrek hastalıkları açısından hayati bir kazanç sağlar. Yapılan son çalışmalar, tuz tüketiminin kısıtlanmasıyla inme riskinin %23, kalp-damar hastalıkları görülme sıklığının ise %17 oranında azaltılabileceğini kanıtlamıştır. Sonuç olarak, tuzu dengeli kullanmak, yalnızca tansiyonu değil, genel yaşam kalitesini ve süresini de doğrudan etkileyen en etkili koruyucu sağlık yöntemlerinden biridir.
Herkese sağlıklı günler dilerim.
